Dubai

Kumdan Gökdelenler…

Çocukluğunda, deniz kenarında kova kürek takımı ile saatlerce kumdan kaleler yapıp, aralarına kumdan duvarlar örenler hatırlar, o kaleler; içerisindeki kum biraz kuru olsa çöker, biraz ıslak olsa şekli bozulurdu. Yanınızda oynayan sizden biraz daha büyük abi veya ablaların yaptıklarına bakar siz de aynılarını veya biraz daha büyüğünü yapmaya çalışırdınız.

Dubai’ de olan bunun bir benzeri. Kumu biraz suyla karıştırıp bir kovaya doldurduktan sonra kale yapan çocuklardan farklı olarak, kumu hayal gücü ile karıştırıp dünyanın en büyük inşaat şirketleri ile çölde olağanüstü bir şehir yaratmışlar  , kumdan gökdelenlerin şehri Dubai’yi.

Mart ayında evlenen biri olarak balayı için çok fazla seçeneğimiz yoktu. Eşim, soğuktan nefret eden biri olduğu için balayı için sıcak bir yer bakıyorduk. Maldivler, Şeyseller, Bali gibi egzotik adaların hepsi çok uzaktı. Maldivler’ e giden yakın bir arkadaşımız 1 haftalık tatilin uçak yolculuğu yüzünden aslında 4 gün yapabildiklerini söylemişti. Biz de kayıpları minumumda tutmak için çok uzun uçak yolculuğu yapmayacağımız bir yer araştırırken aklımıza Dubai geldi.

Dubai gerçek anlamda bir masal şehri. Gökdelenleri belki New York veya Chicago gibi şehirlerde gördüğünüzde normal karşılıyorsunuz ancak bu yapıları bir çölün ortasında bu kadar güzel bir düzende görmek insanı etkiliyor. Dubai’ nin batısı ve doğusu arasında muazzam fark var. Yeni şehir olarak nitelenen şehrin batı yakası, küçük bir New York gibi plazaların ve lüks hotellerin dolu olduğu çok gelişmiş bir bölge. Meşhur palmiye adası ve dünya adaları da bu bölgede. Bu bölge ayni zamanda modern turizmin merkezi konumunda.

Eski şehir dedikleri şehrin doğu yakası ise tipik bir orta doğu şehri, eski ve otantik. Görüp görebileceğiniz en büyük altın çarşılarından biri de şehrin doğu tarafında. Gold Souk denilen bizdeki Kapalıçarşı’yı çağrıştıran bu çarşıda Türkiye’de görmediğiniz çeşitte ve detayda altın mücevherat bulmanız mümkün.

 

 

Konaklama:

Dubai’ de lüks ve ihtişam hiç bir yerde göremeyeceğiniz kadar fazla. Bu yüzden fiyatlar da astronomik rakamlara ulaşabiliyor.

Biz şehrin batı yakasında, Jumeirah denilen turistik bölgesinde kaldık. Burada yan yana büyük plaza siluetinde görünümünde pek çok otel mevcut. Otel’ ler yan yana sıralanıyor ancak Antalya Belek’ deki gibi büyük tesisler aramayın. Buradaki oteller biraz daha derli toplu.

Biz Sofitel Jumeirah isimli bir otelde kaldık. Uçağımız sabah çok erken geldiği için ayırttığımız odanın temizlenmesini beklemedik ve fark verip ön tarafa bakan bir odaya geçtik.

Deniz ve kumsal gerçekten çok güzeldi. 22 Mart – 01 Nisan döneminde denize çok rahat girebildik ve hava sıcaklığı da 30 derece civarındaydı. Dubai için en uygun zaman diyebilirim. Nisan ayından sonra havalar çok ısınıyor.

Dubai’ de genel görgü kuralları hakim. Kimse size karışmıyor ancak erkek-kadın herkesin bazı kurallara dikkat etmesi isteniyor. Sahilde kimseye karışılmıyor, isteyen istediğini giyip istediği şeklde güneşleniyor. Ancak sahil dışında biraz dikkat edilmesi isteniyor. Örneğin otelden denize gidene kadar üstünüzde bir tshirt olmasını bekliyorlar. Ben ilk gün bilmediğim için tatlı sert bir polis memurundan bu konuda bir uyarı aldım. Otelin havuzundan çıkıp denize giderken üzerimde tshirt olmadığı için beni uyardı. Bu arada sokakta birinin ‘Sir’, ‘Hey Sir’ gibi bağırdığını duyarsanız etrafınıza bir bakın, size sesleniyor olabilirler 🙂

 

Otelin önündeki caddedin adı Al Mamsha ve çok popüler bir cadde. Bu tek şeritli ve tek yönlü caddeden geçen Royce Rolls ve Ferrari sayısı, bağdat caddesinde göreceğiniz taksi sayısından fazladır emin olabilirsiniz. Cadde ile deniz arasında da yemek mekanları ve mağazaların olduğu bir tesis var.

Otelin ön tarafı deniz bakarken, arka tarafı da Marina’ ya bakıyor. Dubai’ de çok güzel ve büyük yapay bir marina var. içerisinde tahmin edebileceğiniz üzere milyon dolarlık yatların ve ufak gezi teknelerinden bolca bulabileceğiniz, etrafında pek çok güzel restoran ve mağazanın bulunduğu dev bir marina kompleksi. Biz 1 haftalık tatilimizde 2 akşam hem yemek hem de yürüyüş yapmak için gittik. Sokak gösterileri ve seyyar satıcılar da marinan havasına hava katıyor. Yemek için bolca seçeceğiniz var. Kötü yemek yemezsiniz. Biz tercihimizi italyan   restoranından yana yapmıştık, hiç de pişman olmadık.  

Metro ve tramvay hatları ile pek çok merkezi yere gidebilirsiniz. Özellikle dışarıda sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda metrolardan inmek istemeyeceksiniz. Jumeirah ve Palm Beach bölgesinde Tramvay hatları, daha uzun mesafelerde de metro var. Özellikle metro durakları çok fütüristik. alternatif olarak otobüsler de sizi istediğiniz yere götürecektir ancak üstü açık otobüslerde güneşe dikkat etmelisiniz. Bu arada otobüs durakları kapalı ve klimalı, ancak diğer pek çok kapalı mekan gibi aşırı soğuk. Genelde tepenizden üfledikleri için beyin zatürresi olabilirsiniz. 

Burj Khalifa’ ya gelecek olursak, binaya çok yakından yukarıya doğru bakacak olursanız, geri geri düşebilirsiniz şimdiden uyarayım. 

Devamı gelecek…

Neler Yapılır:

Dubai’ de pek çok farklı alternatif var. Ancak ben özellikle bir safari yapmanızı tavsiye ederim. Biz otelde stand’ ı bulununan bir firma ile gittik. 300$ verdiğimizi hatırlıyorum 2 kişi ama tüm güne yayılan bir aktivite bu. Öğlen 2′ den akşam 22:00 ye kadar dolu dolu bir program sizi karşılıyor. Daha ucuz olanları var, ancak hem başımız ağrımasın hem de otelin anlaşmalı olduğu iyidir düşüncesi ile hotel’ deki firma ile gittik ve çok da memnun kaldık. Araştırdığınızda göreceksiniz, çok fazla marka ve model araç var aslında safari yapabileceğiniz. Ancak benden size tavsiye, hiç uğraşmayın Toyota Land Cruiser ile çıkın. Uzak ara en iyisi. Zaten çıktıktan sonra anladıkki, o gün safari de gördüğümüz araçların %90’ı Toyota idi.

Sizi otelinizden safariye gideceğiniz araç ile alıyorlar sonra çöle gidiyorsunuz yaklaşık 40-45 dk. sürüyor yolculuk. Sonra çölde 1, 1:30 saate yakın bir safari yapılıyor. 1-2 defa genelde fotoğraf çekmek amaçlı kısa molalar da veriliyor. Akşam da çölde bir kampa gidiyorsunuz. Burada yiyecek içeceklerin yanında, otantik bir dans gösterisi, ATV sürüşü, deve gezintisi gibi çeşitli aktiviteler mevcut.

Palm Jumeirah:

Dubai’ nin dünyaca ünlü palmiye şeklindeki yapay adası. Olağanüstü bir inşaat harikası bu adayı bence mutlaka görmelisiniz. Evet kum ve üzerinde evden başka birşey yok ama insan eliyle yapılmış olması bile inanılmaz. Adanın ortasından bir tramvay geçiyor ve tramvay yerden oldukça yüksekten geçiyor. Böylece etrafı çok rahat izleyebiliyorsunuz. Adanın ucunda Meşhur Atlantis oteli ve içerisinde muazzam bir su parkı var. Biz vaktimiz olmadığından gidemedik ama gitmek isteyenlere tavsiye edilir.

 

Dubai Marina:

Jumeirah, aslında bir ada gibi, arka tarafından bir su kanalı geçiyor ve içerisinde bir marina barındırıyor. Özellike akşamları çok güzel oluyor. Yürüyüş yapmak için çok güzel yürüyüş yolları, çok güzel cafe ve restaurantlar var. Dubai’ de pek çok yerde içki bulunmuyor. Otellerde ve bazı lüks restoranlarda pasaportunuzu göstererek alınabildiğini duyduk.

Mall of Emirates & Burj Khalifa:

Dubai’ de bir diğer görmeniz gereken yer dünyanın (şimdilik) en uzun binası olan Burj Khalifa. Discovery Channel’ da belgeselini izlediğimde hayran kalmıştım. Yakından gördüğümde ise televizyondaki hayranlığım bir kaç kat daha arttı. Tek kelimeyle muazzam bir yapı. Böyle bir binayı üstelik çölün ortasında inşa edilebilmesi, insanoğlunun geldiği yeri göstermesi açısından da bir simge değeri taşıdığını düşünüyorum. Burj Khalifa’ nın hemen yanında Mall of Duabi isimli devasa alış veriş merkezi vardı. Bu alışveriş merkezi hakikaten çok ama çok büyük bir alışveriş merkezi. İçerisinde devasa bir de akvaryum barındırıyor.

Burj Khalifa’ ya gelecek olursak, binaya çok yakından yukarıya doğru bakacak olursanız, geri geri düşebilirsiniz şimdiden uyarayım. 

Devamı gelecek…

Post a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.