Fiat 500C

 

Bir İtalyan klasiği… Arabalara meraklı herkesin gözünde italyan arabaları bir bir başkadır. İtalyan arabalarının bir ruhu, bir karakteri olduğu söylenir. Alman ekolünden bir araba ile karşılaştırıldığında malzeme kalitesi bir tık daha düşüktür ancak bu açığını “karakter” ve “ruh” gibi insana özgü kavramlarla tamamlar. Askerden geldikten sonra özel sipariş ile aldığım ve satarken de bir o kadar üzüldüğüm bu şahane italyan’ ı biraz anlatacağım…

Asker’ den döndüğümde bir süre babamın arabasını kullandım. 2006 model bir Ford Mondeo Station , nam-ı diğer lakabı “gemi”. Station olmasından kaynaklı mıdır bilmiyorum ama gerçekten uzun yolda bu çok konforlu ve rahat olmanın yanı sıra, Bağdat caddesi gibi sokak aralarında dar yerlere park etmesi de bir o kadar sıkıntılı bir arabaydı. ozamanlar iş yerim Gebze’ de ve haftada 2-3 kez de arabayla gidp geliyorum, kendime bir araba almam lazım diyordum. 

Üniversite’ de okurken hayalim Mazda’ nın RX-8 modeli idi. Babam o zaman; mezun olduktan sonra kendi paramı kazanmaya başladığımda bana destek olacağına dair söz vermişti. Askerden döndükten sonra ben almak için araştırmaya başladım. RX-8 de diğer hiçbir arabada olmayan Rotary denen çok özel bir motor yer alır. Valf, piston, krank mili gibi parçaları bulunmayan bu motorda, üçgen şeklinde dönen bir rotor’ dan ibaret. Aracın bu motorunun en büyük dezavantajlarından biri si de motorun doğası ve yapısı gereği yağ yakmasıydı. Bu dezavantajından ötürü katılaştırılan emisyon testlerinden geçemediği için 2011 yılına doğru aracın üretimi durduruldu. Ben de ikinci el az kullanılmış örneklerini araştırmaya başladım. 1-2 satıcı ile görüştüm, aracı test ettim. En son bir satıcı ile hemen hemen anlaşma noktasına geldim, iş kredi için tek imzaya kaldı. Tam bu esnada kafamda bazı soru işaretleri belirmeye başladı. Araç hızlı olmasından kaynaklı babam tedirgin olmaya başlamıştı. başlarda çok düşünmesem de ben de içten içe aracın ekonomik tarafını düşünmeye başladım. Aracın fabrika verisi şehir içi yakıt tüketimi 16 litreydi. Benim evden çalıştığım yer gidiş-geliş 80 kilometreye yakındı. Haftada sadece 3 gün işe gelip gitmek 240 km demekti ve ben yaklaşık 42 litre benzin almam gerekecekti. Üstelik 2-3 depoda bir de biraz yağ takviye etmem gerekecekti. Ekonomik olarak Mazda Rx-8 fikrinden uzaklaşmaya başladım. 

Tam bu sırada en yakın arkadaşlarımdan biri bana sahibinden’ de bir araba gösterdi, Fiat 500. Mazda Rx-8 ile alakası olmayan bir araba ancak çok hoşuma gitti. Herhalde trafikten bunaldığım için boyutları gerek tipi açısından çok güzel gözüktü. Tam da benim radarıma girmeye başladığı sırada cabrio modeli geldi ben başladım araştırmaya. İtalya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde Mini gibi premium br araç olmuştu ve çok popülerdi. Bende yabancı forumlardan aracın özelliklerini ve donanımlarını incelemeye başladım.

Özellikle iki donanım olmazsa olmaz istedim, ilki Bi-xenon farlar, diğeri de Özel Antrasit renk seçeneği.  Birmot’ a gittim ve bu donanımlarla sipariş etmek istedim ancak Birmot istediğim özellikleri getirtemeyeceğini söyleyip siparişimi kabul etmedi. Ben de Fiat Türkiye ile iletişime geçerek aracı almak istediğimi ilettim. Fiat Türkiye ban istediğim özelliklerin fiyatlarını söyledi ben kabul ettim ve siparişi geçtik. Siparişi verdiğim bayi çok yakın bir arkadaşımın tanıdığı idi. Bayideki arkadaş ile sohpet ettiğimde çok tedirgin olduğunu anlatmıştı çünkü ilk defa hiç görmedikleri bir aracı sipariş etmişti. Ben dersime çok iyi çalışmış ve istediğim tüm opsiyonların fabrika kodlarını bulmuştum. Ancak bu kodların bazıları Türkiye’ de olmayan donanımlar olduğu için bayi bunları teyit etmekte zorlanmıştı. Sonuç olarak Fiat’ ın bana verdiği fiyatlar üzerinden ve benim verdiğim donanım kodları ile aracı sipariş ettik. 6 ay bekleme süresi dedikleri araç 4. ay sonunda Türkiye’ ye gelmişti. 

Araç “Space Grey” isimli özel bir renkti ve o dönem sadece İtalya ve İngiltere’ de sunuluyordu. Jantları özellikle 15 inch istemiştim çünkü istanbul yollarında dar yanak lastikler konforlu olmuyordu. 

Fiat 500 kullanımı müthiş keyifli bir arabaydı. Sizi çok hızlı gitmeye özendirmiyordu ancak kullanım keyfi çok yüksekti. A ve B ve C sütunları korunduğu için normal cabrio otomobillere nazaran karoser biraz daha rijit hissettiriyordu ve camları kapattığınızda rüzgar da çok fazla rahatsız etmiyordu. Tavanı açıp boğazda gezmek anlatılmaz bir keyifti. Dingil mesafesi kısa olduğundan süspansiyonları biraz sertti. Araç çok küçük olmasına rağmen arkaya acil durumlarda 2 kişi oturabiliyordu. Hatta bir kere Gebze’ de iş çıkışı, arka koltuğa iki uzun boylu arkadaşı da sığdırdık, İsanbul’ a kadar çok şikayet etmeden gelebildiler. 

Şanzımanı tek kavramalı otomatize edilmiş bir otomatik vitesti. Özünde düz vites, ancak debriyaj kısmı robotize edilerek otomatikleştirilmiş bir şanzımandı. Çok pürüzsüz bir şanzıman değildi ancak o dönem kendi türü içerisinde en iyisiydi diyebilirim. Ben yaklaşık 50.000 kilometre kullandım ve bu sğre zarfında en ufak bir şikayetim olmadı. Spor moduna aldığınızda keyif verecek kadar hızlı, konfor modunda da gayet yumuşak vites geçişleri sunuyordu. 

Motoru çok kuvvetli bir motor değildi, 1.2 litre hacminde ve 70 beygir gücündeydi. Ancak araç hafif olduğu için oldukça seri gidiyordu. Egzoz sesi de çok güzeldi, bir motorsiket gibi tatlı bir hırıltı geliyordu gaza bastığınızda. Ortalama tüketim değeri de çok makuldü; şehirler arası 4 – 4.5, ortalamada 5.5 – 6 arası benzin tüketiyordu. 

Arabayla uzun yolda da çok yaptım. Kapadokya’ ya giderken şimdiki eşim ile birlikte 2 kişilik valiz ve bir de evlenme teklifi sığdırdım mesela :). Trakya, Bozcaada, Bursa Uludağ, Ankara, Eskişehir aklıma gelen yerler ve hiçbirinde en ufak bir rahatsızlık veya yorgunluk çekmedim. 

Evlendikten sonra ve iki araba biraz gereksiz olmaya başladığı için istemeye istemeye de olsa satmak zorunda kaldım. Çocuk da olacağı için, mantık daha büyük arabanın kalması yönünde ağır bastı ve benim fiat 500C şanslı birine gitti. Bundan sonra hangi arabaları alırım, binerim bilmiyorum ama fiat 500C hep özel bir otomobil olarak kalacak ve yaşayacak bende…

Post a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.